Kapat


2020'nin Yeni Trendi

2020'nin Yeni Trendi

Geçmişten Günümüze Pelerin

Kraliçe I. Elizabeth’in ayaklarının ıslanmasını engelleyen kurtarıcı rolünden, süper kahramanların düşsel gücüne ve oradan da gardıroplarımızı zenginleştirmeye uzanan yolculuğuna bakılırsa pelerinler, çağlar boyunca bir görünüp bir kayboldu ve bir türlü ceketin birincil işlevinden  nasiplenemedi belki de. Ancak bu sezon nadir yükselişlerinden birine tanık oluyoruz. 


Tarihte bilinen ilk pelerinler birçok giyimin kaderinde olduğu gibi muhariplerin ve askerlerin alp öykülerine hareket katıyordu. 17’nci yüzyıldan itibarense önlenemez bir şekilde soylu sınıfına üye erkeklerin sırtını sıvazlamaya başladılar. Özellikle Büyük Britanya’da dantelli, fiyonklu ve son derece kadınsı diyebileceğimiz soylu erkekler tarafından benimsendiler. Toplumda yüksek bir duruşa geçen pelerin, Kraliçe Viktoria’nın tahta çıkmasıyla yavaş yavaş kadınların utangaçlık perdesine dönüşmeye başladı. Bu dönemde kadınlar, özellikle kırmızıya doygun ve parlak tonlardaki pelerinleriyle dönemin hassas kavramı huy ve itibarlık arasındaki çizgiye bilerek ya da bilmeyerek atıfta bulunuyorlardı. Kadınlık, toplum

vicdanı ve pelerin arasındaki bağ yalnızca Victoria Dönemi’nin baskı ortamında değil; edebiyatta da varlığını sürdürdü.

 

Little Red Riding Hood (Kırmızı Başlıklı Kız) masalındaki kırmızı pelerin;  kadınlığa geçişin uçlamı olarak kullanıldı. Öyle ki son dönemin en başarılı feminist bildirilerinden The Handmaid’s Tale dizisindeki distopyada da baskı altındaki kadınlar, kırmızı pelerinleriyle karşımızda. Tarih boyunca pelerinin toplumsal eşeylilik rollerine, opera sahnelerindeki teatral şovlara ve hatta savaşkan güçlere eşlik ettiğini söylemek mümkün. Her ne kadar farklı kültürlerde, bambaşka siluetlerde ve işlevlerde varlığını korumayı başarsalar da; modanın hedonist rüyasına girmeleri pek kolay olmadı.

 

Moda ve pelerin arasındaki ilk dirimsel bağ ise; Fransız moda tasarımcısı Paul Poiret’in oryantalist tasarımlarında hayat buldu. Poiret vizyonuyla yoğurulan pelerinler, yavaş yavaş yeni bir stil ifadesine dönüşmeye başlayacaktı. Bu yeni bakış açısında, pelerinin asıl yükselişiyse Caz Çağı’nda alarm

verdi.

 

1920’lerde dans paktlarına akın eden caz çağı kelebekleri, kıyafetlerini sürpriz bir manevrayla göstermeden önce kozalarıyla, yani pelerinleriyle geceye karışıyorlardı. Pelerin hala şıklığın anahtarı değildi; ancak kadınlar cakalı elbiselerini korumak ve hatta bir süreliğine saklamak için pelerinin işlevsel ışıltısından faydalanıyordu. Kimi erkeklerse bastonları, uzun şapkaları ve siyah pelerinleriyle kadınlara eşlik ediyordu. 30’lardaysa pelerinlerin uğursuz talihi geri geldi. Bu dönemde patlayan Dracula filmiyle birlikte, pelerine bakış yine kostüm sıfatıyla sınırlandırıldı. Gündelik hayatla ilişkisi zedelenen pelerin, yine modanın yedek kulübesine gönderildi.

 

50’lere kadar pelerin bir süre daha görünmezlik etkisini kullandı; ta ki Paris Couture evlerinde tekrar ruznameye gelene dek. Boyu bir tık teksirlenerek yeni bir form kazandırılan pelerin, dönem kadınlarının giysisini koruyan en zarif kıyafetlerden birine dönüştürüldü. Neredeyse tüvit ceketi divanından edecek beğenilirliğiyle, parizyen tarzın doğrudan belirtisi oldu ve moda podyumunda hegemonyasını ilan etti. Elbette ki Fransız modasının ekseninde gezen Hollywood’da da durum aynıydı; pelerin film yıldızlarını kanatlandırmaya başladı. 60’lara gelindiğindeyse fütürizm akımından beslenen filmlerle yine yiğitçe bir boyut kazandı; Jane Fonda’nın başrolünde oynadığı 1968 yapımı Barbarella filminde olduğu gibi…

 

Disko topunu havada gördüğümüz mecnun 70’lerdeyse, aynı Caz Devri’ndekine benzer bir işlevi vardı: Gece kıyafetlerini bir savut gibi sarıp sarmalamak. Bu yıllarda pop müziğin tanrısı Elvis Presley ve diskonun yıldızı Grace Jones pelerini şovlarından eksik etmedi. Aynı yıllarda modern saraylı diyebileceğimiz sınıfın ikonik temsilcisi Jackie Kennedy davetlerde giydiği pelerinleriyle yetkesini kamçıladı. Jane Birkin ise sepeti ve siyah pelerinli ikonik tarzıyla çağdaş bir Kırmızı Başlıklı Kız masalı yaratıyordu. Birkin’in tarzı sokağın dinamizmine uygundu ve çok iyi bildiğimiz haliyle, günümüze en yakın pelerin yorumuydu.

 

Pelerinler vakitsizliğini devamlı korusada; günümüz yönelimlerine tam anlamıyla dönüşleri Burberr y’nin 2015-2016 Sonbahar/Kış Koleksiyonu’yla gerçekleşiyor . Pelerin ve 70’lerin patchwork’leri üzerine kurulu bir biriktiri Hikayesinin ardından 78 adet pelerinle de filenin kapanışı yapılıyor. Bugünün krallığındaysa pelerin, sarayın otoritesini temsil eden varlığını hala koruyor . Öyleki Hem Sussex Düşesi Meghan Marklehemde Cambridge Düşesi Kate Middleton kraliyet pelerinlerinin çağdaştırılmış versiyonlarıyla karşımıza çıkıyor .


2019-2020 Sonbahar/Kış defilelerindeyse Chanel’in meşhur tüvit ceketi, yerini tüvit pelerinlere bırakırken, Marc Jacobs’ ta pelerinler orman kanunlarından ilhamla leopar desenlerle, Oscar de la Renta’da özgür ruhlu renklerle, Chloeve Celine’deyse minimal formlarla buluşuyor . Ceketleri ekarte Eden bu kahramanca takım çalışmasına katılmak için geç kalmayın!

Etiketler : pelerin2020 modagünümüz giyimisoylu giyimitarz giyim

Selin Temur Güven

Selin Temur Güven

1980 yılı Ağustos ayında İstanbul Kadıköy de doğdum. Halen öğrenciyim :)